|
EVRİM MASALI
Canlıların
var olmalarının iki çeşit açıklaması olabilir; birincisi bir Yaratıcı
tarafından yaratılmış olmaları, ikicisi ise tesadüfler sonucu var olmuş
olmalarıdır. Bunlardan ikinci fikri öne süren en yaygın teori ise
Charles Darwin'in 19. yüzyılda ortaya attığı evrim teorisidir. Evrim
teorisine göre, canlılık rastlantılarla doğmuş ve yine rastlantısal
etkilerle gelişmiştir. Yine bu teoriye göre, bundan yaklaşık 3.8 milyar
yıl kadar önce, dünya üzerinde hiçbir canlı yok iken, önce canlı
hücreler, sonra çok hücreli kompleks canlılar oluşmuş ve giderek daha
kompleks türler ortaya çıkmıştır.
Evrim teorisi canlılığın var olmasının iki yolu olduğunu iddia
eder, doğal seleksiyon ve mutasyonlar. Doğal seleksiyon, çevreye en
uygun olanların hayatta kalması ve neslini devam ettirmesi demektir.
Örneğin, avcı hayvanlardan kaçan bir sürüde en hızlı koşanlar
nesillerini devam ettirebilirler. Fakat bu sürüdeki hayvanların
biyolojik yapılarında herhangi bir değişim meydana getirmez.
Mutasyonlar ise canlı hücresinin çekirdeğinde bulunan ve genetik
bilgiyi taşıyan DNA molekülünde, radyasyon veya kimyasal etkiler
sonucunda meydana gelen kopmalar ve yer değiştirmelerdir. Mutasyonlar
çoğunlukla canlıya zarar verir, geri kalanlar ise etkisizdir.
Mutasyonların sebep olacağı değişiklikler ancak Hiroşima, Nagazaki veya
Çernobil'deki insanların uğradıkları türden değişiklikler olabilir... Son
derece kompleks olan DNA'nın yapısında rastgele olan değişimlerin o
canlıyı geliştirmesini beklemek, bir depremin bir şehri geliştirmesini
beklemekle aynı şeydir. Yani kısaca, evrim teorisinin ortaya attığı
evrim mekanizmaları canlılığın var oluşunu ve çeşitliliğini
açıklayamazlar.
Evrim teorisi ne cansız maddelerden ilk canlının var oluşunu
açıklayabilir, ne de her biri birer tasarım ürünü olan canlıların
evrimleştiğine dair bir mekanizma öne sürebilir. Çok açıktır ki, ortada
bir tasarım varsa, bunun bir Tasarımcısı vardır. Örneğin birleştirilmiş
bir yap-boz gören bir insan bilir ki, o yap-bozu bilinçli bir varlık
birleştirmiştir. Ya da legodan yapılmış bir ev gören biri, o legonun
parçalarını akıllı bir varlığın birleştirdiğini bilir. Doğada bulunan
canlılar ise, legodan ev ile ya da yap-bozla karşılaştırılmayacak kadar
üstün yapılara sahiptirler. Örneğin yarasaların sonar sistemleri... Özel
tasarlanmış "sonar sistemi" ile uçan bir yarasa, saniyede 50.000 veya
200.000 titreşim arasındaki sesleri kullanır. Bu sesleri her saniyede
20 ya da 30 kez etrafa gönderir. Her sinyalin oluşturduğu yankıdan elde
ettiği duyuş o kadar şiddetlidir ki, yarasa sadece karşısındaki engelin
pozisyonunu anlamakla kalmaz, aynı zamanda hızla uçmakta olan avının
yerini de tespit edebilir. Böyle bir mekanizmanın, tesadüfi mutasyonlar
sonucu ortaya çıkamayacağı açıktır.
Doğanın her yanına hakim olan bu büyük akıl, tasarım ve plan,
elbette ki tüm doğaya hakim olan üstün Yaratıcı'nın, yani Allah'ın
varlığının ispatıdır. Allah, tüm canlıları olağanüstü özelliklerle
yaratmış ve böylelikle insanoğluna Kendi varlığının ve gücünün apaçık
delillerini göstermiştir.
|